5 Adımda Kendi Global e-Ticaret Sitenizi Kurun

Global kitlenize samimi bir e-ticaret deneyimi sunmak için kültürel normları ve alışveriş alışkanlıklarını öğrenin.e-ticaret sitesi

Global elektronik sigara üreticisi V2 Cigs‘in kurucu ortağı ve CEO’su Jan Verleur tarafından Entrepreneur.com için yazılmış olan global e-ticaret ve online alışveriş sitesi kurma kılavuzunu İngilizceden Türkçeye çevirdik. Makalenin İngilizce orijinalini buradan okuyabilirsiniz: https://www.entrepreneur.com/article/282401

This article about building a global e-commerce and online shopping website was written for Entrepreneur.com by Jan Verleur, CEO & Co-Founder of electronic cigarette manufacturer V2 Cigs.


Şirketiniz, uluslararası e-ticaret sularına açılmaya hazır mı? Belki de hazır olmalı. Global alanda satış yapma fırsatları azımsanamayacak bir seviyeye ulaştı ve her geçen gün artıyor. Amerika Birleşik Devletleri’nde e-ticaret perakende satışlarının boyutu her geçen gün yükselirken, hacmin önümüzdeki beş yıl içinde $523 milyara ulaşması bekleniyor. Dünyanın geri kalanını da hesaba katacak olursak, bu rakamın çok hızlı bir şekilde büyüdüğünü söyleyebiliriz.

Uluslararası alanda işletmeden tüketiciye (B2C) gerçekleştirilen online satışların hızı, 2017 yılında $2 trilyonu aşmak üzere artıyor. Yine aynı yıl içinde, Asya-Pasifik bölgesindeki e-satış hacminin Kuzey Amerika’yı geçmesi bekleniyor. Bu yükseliş trendinin temelinde mevzubahis bölgelerdeki mobil cihaz kullanımının yükselmesinin yanı sıra, daha iyi ödeme sistemleri ve gelişmiş kargo yöntemlerinin ortaya çıkması da rol oynuyor.

Gelgelelim, operasyonları denizaşırı ülkelere genişletmek kolay değil. Online perakende stratejinizi sınır ötesine taşımak için hazır olduğunuzu düşünüyorsanız, göz önünde bulundurmanız gereken, önemli bazı faktörler mevcut.

global ecommerce

1. Arz ve talep değerlendirmesi yapın.

Farklı pazarlarda başarılı olma olasılığınız konusunda daha net bir resme sahip olmak için, öncelikle, ürününüzün yeni alanında sahip olacağı yerel bakış açısıyla şirketinizi değerlendirin. Aynı sektördeki yerel firmaları, ürüne olan talebi, fiyatlandırma durumunu ve tüketici davranışlarını kapsayan bölgesel bir analiz gerçekleştirin.

E-Ticaret sağlayıcısı Pitney Bowes’a göre, işletmelerin “günümüzde ne satıyor oldukları ve uluslararası pazarlarda o ürüne olan güncel talebi tamamen anladıklarından” emin olmaları gerekiyor. Bu bilgi sayesinde mevcut pazarın büyüklüğünü, ürününüzün arz ve talep dengesini ve hangi fiyattan satılabileceğini kavramanız mümkün olacaktır.

Örneğin, McKinsey tarafından yapılan bir araştırmaya göre, Çin’de gerçekleşen online harcamaların büyük bir kısmını sadece küçük bir perakende alanı oluşturuyor: giyim, eğlence, eğitim ve ev ürünleri. Bu durum sayesinde bu pazarlarda çok ciddi fırsatların yattığı ortaya çıkıyor. Yine aynı şekilde, başka bir araştırma da ABD temelli online perakende platformları için en güçlü pazarlardan birisinin Avustralya olduğu ortaya çıktı. Vergi eşiği ve yerel tedarikçilerin az sayıda olması sayesinde ürünler, Avustralya sınırları içine düşük maliyetlerle girebiliyor. Bu tür bilgileri önceden öğrenerek şirketler e-ticaret faaliyetlerinin yurt dışında da başarılı olmasını sağlayabilir veya uzak diyarlarda başarısızlıkla yüzleşmeye mahkûm olabilirler.

2. Ürününüzü yerelleştirin.

Uluslararası pazarlara fiziksel ürünler sunan firmalar ise, genellikle, yerel tercihleri desteklemek adına çözümlerini arttırmak veya adapte etmek durumundalar. Agresif pazarlama veya fiyatlandırma tekniklerinin, kültürlerin içine kök salmış alışkanlıkları değiştirebileceğini düşünen şirket liderlerine sahip, ABD merkezli birçok firma yeni pazarlara mevcut ürünlerden sokma konusunda başarısız oldular.

Bunun en önemli örneklerinden biri de oyuncak devi Mattel. Barbie oyuncağını Çin pazarına sokmak isteyen şirket, ülkenin kültürel kökleriyle bağlantı kuramayarak başarısız oldu. Bu konuda yayınlanan raporlara göre, Barbie’nin görünüşü Çinli kadınlara çekici gelmiyordu. Mattel, Hello Kitty ile popülerlik kazanmış olan “şirin… pembe kıyafetler” estetik anlayışı gibi yerel tüketicilere ait zevkleri görmezden geldi. Batılı Barbie’nin “seksiliği” Çinli kadınlar için itici bir durumdu. Mattel, pazara giriş yapabilmek için bu konuya ciddi ölçüde kaynak ayırdı ve o andan itibaren Barbie, Çin’de yeniden yükselişe geçti. Gelgelelim, bu tür bir hata, daha küçük şirketler için telafi edilemeyecek sıkıntılar doğurabilir.

3. Sitenizi yerelleştirin.

Bölgelere özel yapılan satışlarda özgün bir yerelleştirme stratejisi, başarınız için hayati önem taşıyor. E-Ticaret sitenizdeki kullanıcı deneyimi, ürünün kendisini kişiselleştirmek için ayırdığınız zaman ve enerjiyi yansıtıyor olmalıdır. Tüketiciler, ürününüzü anlamıyor veya verdiğiniz mesajı benimseyemiyorlarsa alışveriş yapmayacaklardır. Hatta, İngilizce okuyamayan tüketicilerin yüzde 87’si İngilizce dilindeki bir internet sitesinden ürün veya hizmet almıyor; global tüketicilerin yüzde 60’ı ise İngilizce dilindeki internet sitelerinden ender olarak alışveriş yapıyor.

İster inanın ister inanmayın ama markalarını uluslararası platforma taşırken, farklı dillere ulaşmak için Google Translate kullanan şirketler bile var. İngiltere merkezli çeviri şirketi Conversis’in Direktörü Russel Goldsmith’e göre internet sitesinde kullanılan bu tür bir kestirme yol çok büyük bir hata.

Goldsmith, “Açıldığınız yerel bölgedeki kitlenizi önemsiyorsanız, böyle yapmanız halinde her şeyi kendi kendinize berbat etmiş olabilirsiniz çünkü o dili konuşan kişiler çevirinin bir insan tarafından yapılmadığını ve kendi dillerinde mükemmel sunulmadığını görüyor olacaklardır” diyor.

E-Ticaret sitenizdeki kullanıcı deneyimini yeni bir pazara adapte etmek için yerel bir ekip tutun. Verdiğiniz mesajın tüketicilere dil, tarz, ton, alışveriş alışkanlıkları ve terminoloji bakımından ilgi çekecek şekilde çevrildiğinden emin olun. Markanızın iletişimde bütünlüğe sahip olmasını sağlamak için çevirmenlere bir terimler sözlüğü göndermek iyi bir fikir olabilir.

4. Fiyatları pazara uygun ayarlayın.

Yeni bir pazara girdiğiniz zaman, fiyatlandırmanız yerel para birimi üzerinden olmalıdır. Bununla birlikte, Amerika Birleşik Devletleri’nde uygulanabilir olan fiyat noktaları başka yerlerde de geçerli olmayabilir. Rekabetçi fiyatlandırma her pazar için önemlidir ve yerel koşullara göre belirlenir. Tüketicilerin yarısından çoğu yarısından çoğu, yerel fiyatlara sahip ürünler bulunan e-Ticaret sitelerine daha fazla ilgi gösterir.

Global pazarlarda yerel fiyatlandırmalara etki eden çok sayıda faktör mevcuttur. Bunlardan bazıları:

  • Ürünün üretim maliyeti
  • Döviz kurlarındaki dalgalanmalar
  • Uluslararası bir müşterinin ödeyeceği fiyat
  • Rakiplerinizin fiyatlandırması
  • Yerel düzenleme veya vergi koşulları

Her bölge için tercih edilen ödeme yönteminin destekleniyor olması da önemlidir. Birbirinden farklı çok sayıda alışveriş alışkanlığını takip etmek yorucu olsa da ürününüzün satılmasına olumlu etkileri olabilir. Ontraport tarafından yapılan bir araştırmaya göre, Almanların yüzde 50’si ödemelerini banka havalesi yoluyla yapmayı seçerken, Çinli müşterilerin çoğu uluslararası ödeme platformu Alipay’i tercih ediyor.

Eğer bir müşteri, uluslararası bir ürünü satın almak ister, ancak tercih ettiği ödeme yöntemini göremezse, muhtemelen sitenizi terk edecek ve başka bir yer arayacaktır. Geniş çeşitliliğe sahip ödeme araçları sunmak, ürününüzün global alanda tüketicilere ulaşmasını hızlandıracaktır.

5. Gizliliğe ve müşteri verilerine odaklanın.

Global çapta bir e-Ticaret sitesi oluşturacaksanız, deniz aşırı müşteriler için gizliliğin ve müşteri verilerinin nasıl idare edilmesi gerektiğini anlamanız gerekir. Müşteriler, mahremiyetlerinin nasıl korunduğunu bilmek isterler. Kişisel bilgilerinin, alakasız işler için kendi rızalarının dışında kullanılmayacağına dair güvenceye ihtiyaç duyarlar.

Modern e-Ticaretin en büyük sorunlarından biri de siber güvenlik. Norton tarafından yapılan bir arşatırmaya göre, Orta Doğu ve Kuzey Afrika bölgesindeki mobil müşterilerin yüzde 40’ı siber suçlara mağdur oldular. Araştırmaya katılanların yüzde 71’i de bölgelerindeki dijital saldırılara şahit olduklarını ifade ettiler. Öte yandan, Avrupalı tüketiciler ise internetteki gizlilikleri konusunda çok ciddi ölçüde korumacı davranıyorlar.

Bu korkuları gidermek adına, internet sitenizdeki kullanıcı deneyiminin tümünde gizliliği en öne ve merkeze koyarak vurgulamalı ve müşterilerin kişisel bilgilerinin mahremiyetini korumak için teknolojik yatırımlar yaparak, sözünüzün arkasında durduğunuzu göstermelisiniz. Güvenlik ve gizlilik konularıyla ve uyumlulukla ilgili masrafların yönetimi için şirket içi bir ekibiniz olması avantajınıza olacaktır. AB’de yapılan bir araştırma, sınırlar arası ticarette karşılaşılan en büyük zorluklardan ikisini ortaya çıkarıyor; tüketici koruma kuralları ve sözleşme yasalarıyla alakalı maliyetler ile dolandırıcılık ve ödememe durumlarıyla ilgili masraflar.

Hem oturmuş hem de yeni kurulmuş şirketler açısından, global e-Ticaret arenasına genişlemek zorlu olduğu kadar kârlı bir yeni adım olabilir. Aksaklıkları minimum seviyede tutmak adına doğru öncelikleri belirlediğiniz takdirde, başarınızı uluslararası online pazarlardaki yeni bir köşeye doğru hızla taşıyabilirsiniz.


https://www.entrepreneur.com/article/282401